• 196

    başlık

  • 241

    entry

  • 0

    geçen ay

  • 1

    bu ay

  • 0

    dün

  • 1

    bugün

torpilsiz

6. nesil



son 20 entry

  • müşterileri arasında akbank, burger king, vakıf emeklilik, doğa koleji ve digiturk gibi büyük firmalara hizmet veren bera medya şirketi krombera, dijital olan tam hizmet reklam ajansı olarak hizmet veriyor.

    maslak mahallesi, maslak meydan sokak, spring giz plaza no:5 kat:15 maslak istanbul da hizmet veren medya grubu.
    internet adresi.

    www.beramedyagrubu.com

  • bulgaristan'da asgari ücret konusunda tartışmalara son vermek istiyorum. bulgaristan'da asgari ücretin 40 dolar olduğu algısına son vermek gerekiyor.

    bulgaristan’da asgari ücretin (460 leva) ortalama aylık ücretin (1023 leva) % 45’i kadar.

  • 2003 yılından beri her sene boston'da tekrarlanan konferansta inovasyona gönül vermiş şirketler, profesyoneller bir araya geliyor.
    2016 teması "inspiration needs execution" idi.

    maclaren'in chief design officer'i yaptığı sunumda yarış arabaları tasarlarken ilham aldığı kaynakların başında doğa olduğunu anlattı. bir şahinin, doğanın kanat yapısı dönüp dolaşıp arabanın manevra kabiliyetine katkıda bulunabiliyor, yelken balığının bombeleri yarış arabasında yer bulabiliyor.

  • muğla'dan istanbul'a metro turizm ile seyahat eden bayan yolculardan birinin yolcunun suratına boşalan metro muavinin gerçekleştirdiği yüz karası olaydır.

    uyuyan lisans öğrencisi kızın koltuğunun başına gelip elinde gazete parçası ve plastik bardak ile mastürbasyon yapan muavinin kızın suratına boşalması ve ardından çığlıklarla uyanan kıza su döküldü gibi mazeretlerle yaştırılmaya çalışılmıştır.

    olayın gerçekleştiği ispatlanmış ve bugüne kadar yaşanan metro turizm rezaletinin gölgede bırakabilecek olaya konu olan muavin serbest bırakılmıştır. bundan bir tık ötesi artık uyuyan biri düdüklemekleri olabilir. cidden olabilir.

  • amerikalı yazar jack london tarafında kaleme alınan ve ilk kez 1908'de yayınan sosyalist görüşlerinin en açık biçimde sergilendiği bir romandır.

    roman özellikle faşist yapılanmanın dünyayı nasıl vahşete sürükleyeceğini ve bunun karşısındaki devrimci duruşun nasıl olması gerektiğini kurgu içerisinde muhteşem bir şekilde anlatır.

    kitabın özellikle ikinci dünya savaşı sırasındaki ırkçı ve faşist hareketlerden önce yazılmış olması yazarın geleceği nasıl da tahmin ettiğinin bir kanıtıdır.

    kitapda ayrıca bugün ezen ülkelerde görülen işçi sınıfının oligarşik düzenin içerisinde afyon sayılabilecek sınıfsal haklarla nasıl susturulabileceğini de bulunduğu tarihten görebilmiştir.

    kitap jack london'un dediği gibi uçurum insanları'ndan tröstleşmiş büyük burjuva'ya kadar ezen-ezilen ilişikilerini ele alıyor. jack london ezilen sınıflara yani onun tanımıyla uçurum insanlarına, köylü sınıfına, işçi sınıfına, küçük burjuvaziye; tröstleşmiş emperyalist burjuvazi'ye karşı birlikte mücadele çağrısı yapıyor.

    politik-kurgu sayılabilecek bu roman yazarın isabetli tahminleriyle bir kurgudan öteye geçip doğrulanmış bir kehanet olmayı hak ediyor.

  • Son yüzyılda pek çok yazar insanlığın geleceği konusunda endişelerini anlattılar.

    Demir Ökçe” adlı kitabında, Amerikalı yazar Jack London, bir avuç zengin şirket, siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim şekliyle toplumları acımasız bir ceza ve ödül sistemiyle kontrol altında tuttuklarını yazdı. insanlığın büyük bir bölümü esir gibi yaşarken, diğer yanda yaşamlarını hiçbir şekilde gerçekte kontrol edemeyen fakat rahat bir hayat sürdürecek ücret karşılığı satın alınmış, şanslılar vardı.

    Üstün zekâlı Rus yazar Yevgeny Zamyatin, 1924’de yazdığı “ Biz” adlı kitabında, gelişmekte olan Sovyetler Birliği’nin aşırılığa kayacağı beklentisiyle, insanların geniş kapsamlı bir izlenme düzeniyle kontrol altında tutulacağı bir dünya tasavvur ediyordu. Evlerin duvarları saydam camlardan yapılmıştı. Seks yapabilmek için, günde bir saat perdeleri kapatma izni vardı ancak buluşma saati ve buluşulacak kişinin önceden yetkili makamlara kayıt edilmesi gerekiyordu.

    ingiliz yazar Aldous Huxley, 1932’de, psikolojik şartlandırma ve genetik mühendisliği yoluyla, mutsuzluğun ve saldırganlığın insan neslinden kaldırıldığı mükemmelliğe yakın bir toplum tarif ediyordu. Huxley ile aynı ülkeden gelen George Orwell, “1984” adlı çok daha karamsar kitabında, düşünceleri kontrol altına alınmış bir toplum tarif ediyordu. Orwell’in bu dünyasında çocuklara, topluma tehlikeli olabilecek düşünceleri dile getirmeleri imkânsız olan, “ Yenidil” denilen basitleştirilmiş bir ingilizce öğretiliyordu.

    Evet, bunların hepsi kurgusal hikayeler ve her birinde liderler, ancak birkaç kişinin aktif olarak karşı koyabildiği ve bazen de üstesinden geldiği, bariz kontrol sistemleri kullandılar. Fakat kurgu olmayan, gerçeğe dayalı, geçenlerde 50’inci baskısı yapılan, “Gizli iknacılar” (1957) adlı kitabında, Amerikan gazetecisi Vance Packard, ABD’de hızla yayılan, yukarıdaki kurgu türünden olanlardan çok daha tehlikeli, ‘garip ve doğrusu ekzotik’ bir etkileme türünü anlatıyordu. Packard’a göre, ABD şirketlerinde üst düzey yöneticiler, insanların düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını değiştirmek için psikiyatri ve toplum bilim verilerine dayanan, ‘fark edilmesi tamamen imkansız’ metotlar kullanıyorlar.

    Çoğumuz, bunlardan biri olan, bilinçaltı uyarım denilen veya Packard’ın “algılama eşiği altı etkiler” diye adlandırdığı, bize ne yapmamız gerektiğini söyleyen, bir an parlayıp kaybolan kısa mesajlar kullanıldığını duyduk. 1958’de New Jersey’de bir sinemada, dondurma satışlarını artırmak için bilinçaltı uyarım kullanıldığı iddiasının toplumda yarattığı endişe üzerine, ABD’de televizyon yayın normlarını belirleyen Ulusal Yayıncılar Derneği, bunları yasaklayan maddeyi tüzüğüne ekledi. Federal iletişim Komisyonu da bunun, “umumun menfaatlerine aykırı” olduğu görüşünü bildirdi. ABD’de bilinçaltı uyarım’ı engelleyecek yasa tasarısı hazırlandı fakat yasa haline gelmedi. ingiltere’de ve Avustralya’da bilinçaltı uyarım, yasalarla kesin olarak engellenmiştir.

    Bilinçaltı uyarım belki de ABD’de hâlâ yaygın olarak kullanılıyor – varlığını belirlemek zor, üstelik takip eden de yok – fakat sorun yaratacak bir ölçüde de değil. Araştırmalara göre etkisi çok az, ve söylenileni yapmaya zaten niyetli olan kişileri etkiliyor; bir şey içmeye yönlendiren bilinçaltı uyarımın, yalnız susamış kişilere etkisi oluyor.

    Packard, çok daha büyük bir sorunu ortaya çıkardı; büyük güçlü şirketler devamlı olarak insanları, bilgileri dışında kontrol edecek değişik yöntemleri araştırıyorlar, ve bazılarını da kullanıyorlardı. Toplum bilim uzmanlarıyla bir arada çalışan pazarlamacıların kurduğu dolapları anlattı. Bu düzende, insanların ihtiyacı olmayan şeyleri satın almaya nasıl yönlendirileceği, küçük çocukların iyi bir tüketici olmaları için nasıl şartlandırılacağı, Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sında anlattığı eğilimlerle nasıl büyütülüp eğitildiğini gösterdi. Pazarlamacılar, toplum bilimin gösterdiği yoldan giderek, insanların güvensizlik duyguları, zayıf tarafları, bilinçsiz korkuları, kavgacı yanları ve cinsel istekleri ile oynayarak, manipüle edildiklerinin farkında olmayan o insanların düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını değiştirmeyi kısa zamanda öğrendiler.

    Packard’a göre 1950’nin ilk yıllarında, politikacılar bunun gücünü gördüler, ve deterjan pazarlamada kullanılan taktikleri kullanarak kendilerini pazarlamaya başladılar. Kitabının politika ilgili bölümün başına Packard, ingiliz ekonomisti Kenneth Boulding’in sarsıcı bir deyişini koydu: “ Demokratik devlet işlevlerini kullanarak, görülmeyen bir diktatörlük düzeni yaratılabilir”. Böyle bir şey gerçekten olabilir mi, olursa nasıl işler?

    Packard’ın anlattığı güçler zamanla daha da yaygın hale geldi. Süpermarketlerde yayılan o sakinleştirici müzik daha yavaş yürümemize, gerekse de gerekmese de daha fazla alışveriş yapmamıza sebep oluyor. Gençlerin sabahtan akşama dinledikleri o anlamsız müzik, moda ve eğlence endüstrisi uzmanı pazarlamacılar tarafından her yönü tasarlanarak hazırlanıyor. Politikacılar davranışlarının, oy kullananları ne şekilde etkileyeceğini, deneylerle araştıran geniş bir uzman kadrosuyla çalışıyor. Kıyafetleri, konuşmalarında vurgunun nerede olacağı, yüz ifadeleri, makyaj, saç şekli ve konuşma metinleri en uygun şekle, en iyi pazarlanacak şekle getiriliyor; aynen yiyeceklerin ambalajlandığı gibi.

    Neyse ki, bütün bu etki kaynakları birbiriyle rekabet halinde. Kimisi bunu satın alın, buna inanın derken diğeri başka bir şey öneriyor. Toplumdaki rekabet ortamı, bizi bunlardan biraz da olsa uzakta, bunları da dengede tutabiliyor.

    Fakat rakibi olmayan yeni kontrol mekanizmaları ortaya çıkmaya başlarsa ne olacak? Ve bu yeni kontrol mekanizmaları eskilerine göre daha güçlü ve varlıkları çok daha zor fark edilen türden olursa? Ve bu yeni kontrol mekanizmaları, birkaç kişiye, yalnız ABD vatandaşlarını değil, bütün dünya insanlarını büyük bir güçle etkileme imkânı verirse?

    Bunu duymak şaşırtıcı gelebilir fakat bugün yaşadığımız bu.

    Yapılan bir tarama sonucu neleri, ne şekilde sıralayarak göstereceğine Google karar verir. Bu da Coca-Cola’nın formülü gibi, en iyi saklanan sırlardan biri.

    Bu yeni zihin kontrol düzenlerinin nasıl çalıştığını görmek için, tarama motorlarından, özellikle, en büyüğü ve en güçlüsünden, Google’dan başlamamız lâzım. Google tarama motoru öylesine mükemmel ve öylesine popüler ki, dünyanın her yerinde bu firmanın adı bir fiil olarak kullanılıyor. ‘Gugullamak’, bütün dünyada bilgisayar kullananların, internette Google tarama motoruyla bir şey aramak için kullandıkları sözcük. Herkes Gugulluyor. Google neredeyse dünyadaki bütün bilgilere açılan ana kapı oldu çünkü çok güçlü, tam aradığımız bilgiyi, neredeyse anında ve her defasında, bir hazır listeyle veriyor bize.

    Bu liste öylesine güzel hazırlanmış ki tıklamamalarımızın yüzde ellisi ilk iki kaleme, yüzde doksanı birinci sayfadaki ilk on kaleme gidiyor. Çok az kişi diğer sayfalara bakıyor; sayıları binleri bulan o sayfalarda da çok faydalı bilgiler olabilir. Milyarlarca internet sayfalarından hangilerini, hangi sırayla bize göstereceğine Google karar veriyor. Bu karar neye bağlı, nasıl veriliyor, derin karanlıklarda saklı bir sır bu; dünyanın en iyi korunmuş sırlarından biri olan Coca-Cola’nın formülü gibi.

    Pek çok kişi listenin başında olanları tıklayıp, onları okuyacağı için şimdi şirketler her yıl, milyarlarca dolar harcayarak Google’nın tarama algoritmasını (bilgisayarın kullandığı seçme ve sıralama mantığı) aldatarak kendilerini bir iki basamak yukarıda gösterme çabasındalar. Listede bir basamak yukarıya çıkmak başarı ile batma arasındaki fark olabilir ve en üst sıralarda yer almış olmak büyük kazançların anahtarı olabilir.

  • çift cinsiyetli bir kişi öldüğü zaman cenaze namazı nasıl kılınır

    odama justin bieber posterini asıyorum günah mı?

    sevdiğim kızı kaçırdım, ailesinin rızası olsun diye geri gönderdik usule uygun istedik vermediler. aileye muska yazdırabilir miyim?

    eşimi aldattım, vicdan azabı çekiyorum ne yapmalıyım?

    küçükken fark etmeden kardeşimi öldürmüşüm, bunun günahı var mı?

    sevdiğime kavuşmak için dua ediyorum, o da kendi sevdiğine kavuşmak için dua ediyor, kimin duası kabul olur?

    cinsiyet değiştiren kişi öldüğünde kadın hoca mı yoksa erkek hoca mı yıkar?

    televizyonda sizi izleyerek müslüman olmaya çalıştım, kabul olur mu?

    midye yemek günah mı?

    çarşamba günü çocuk yıkamanın günah olduğu söyleniyor doğru mu?

    karnım tokken annem yemek yediriyor, anneme günah var mı?

    bedduanın tuttuğu belli bir saat var mı?

    sevdiğin insana umut verip yarı yolda bırakmanın günahı nedir?

    sorular soruların cevaplarını mı arıyorsunuz. duymamış olayım kardeş.

  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (1)
    (3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.
    (4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
    (5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
    (6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.

    Not: Asliye Ceza Davaları-Asliye Ceza Mahkemesi – Ağır Ceza Davaları – Ağır Ceza Mahkemesi – Çocuk Ağır Ceza Davaları – Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi gibi Mahkemelerin görev alanına giren suçlarda sanıkların veya müştekilerin bir Avukat ile bu davaları takip etmeleri hukuken kendi yararlarına olacaktır. Ağır Ceza Avukatı – Ağır Ceza Mahkemesi Avukatı – Ceza Avukatı – Çocuk Ağır Ceza Avukatı gibi kavramlardan daha ziyade işini iyi takip eden ve işini severek yapan Avukat kavramı daha efdaldir.

  • çin'in şaanşi eyaletinin başkenti şian'da bulunan mezardır.

    çin hanedanlığını kuran (m.ö 221) imparator çin şı huang'ın terra kotta ordusunu özütünü yansıtan mezarda 400 asker 80 savaş arabası ve at heykelleri bulunmaktadır. dört kuyudan oluşan mezarda toplam 8 bin asker, 130 savaş arabası, 520 at ve 150 de süvari atı heykeli bulunmuştur.

    mezar 1974 yılında lintong bölgesinde kuyu açmaya çalışan çiftçiler tarafından tesadüfen bulunmuştur.

  • yapımını tav inşaat'ın gerçekleştirdiği kahire uluslararası havalimanı bütçesinin yüzde 70’i dünya bankası, yüzde 30’u ise mısır hükümeti tarafından finanse edilen kahire havalimanı yeni dış veiç hatlar terminali yapım ihalesi, 15 haziran 2004’te gerçekleşti.

    toplam 205 bin m2 terminal binası, 550 bin m2 apron ve taksi yolu inşa edildi.

    üç katlı, yurtiçi ve yurtdışı uçuşların gerçekleştirildiği terminalde, 23 köprü, altı check-in adası, yedi bagaj alım konveyörü, 164 adet asansör, yürüyen merdiven ve bant bulunuyor.

    50 mühendisin çalıştığı projede; 1.200 türk, 3 bin mısırlı ve kalanı 11 farklı ulustan toplam 5 bin kişi görev aldı.

  • 5 mayıs gecesi sahne alan gülşen'in sahneye geç çıkması tepkilere neden oldu. ayrıca konser alanındaki güvenlik bence hiç olmasaydı daha iyi. onu da geçtik konser alanın tam ortasında sahneyi görmeyi engelleyen o çadırı kim oraya diktiyse biz de ona diktik o gece demedi deme... koca gece gülşenin orasını burasını görebildik anca.

  • ankara'da atatürk orman çiftliği kavşağı'na robot yerine yerleştirilen dinozorların maliyetinin 10 milyon dolar olduğu söyleniyor.

    satın alınan dinozorlar için ödenene para 8 milyon 664 bin lira vergisiyle beraber yuvarlarsak 10 milyon lira.

    dinozor ve kamuflaj malzemeleri için ihaleyi kazanan deha altyapı.

  • mississippi nehri'nin doğusunda kurulan indianapolis abd'nin en büyük ve en hızlı gelişen şehirleri arasında yer alır. (14.sırada) takma adı indy

  • amerikalı hümanist yazar. 1922 yılında amerikanın indianapolis şehrinde dünyaya geldi. cornell üniversitesi biyokimya okuduktan sonra ikinci dünya savaşı'nda avrupa'da asker olarak hizmet verdi. almanya'da savaş esiri olarak ele geçirildi ve almanya dresden şehrinin müttefik kuvvetleri tarafından bombalanmasına şahit olan yazar 11 nisan 2007 yılında hayata veda etti.

  • merhaba bebeler. dünya’ya hoş geldiniz. buranın yazları sıcak, kışları soğuk geçer. burası hem yuvarlak, hem ıslak, hem de kalabalıktır. taş çatlasa bebeler, yaşayacak en fazla yüz yılınız var. bildiğim tek bir kural var bebeler “şevkatli olacaksınız, tanrı kahredesice”.

  • kendisine has mizah tarzıyla dünyanın altını üstüne getiren adam kurt vonnegut. amerikan rüyasının en büyük muhaliflerinden 'sadeleştirici-yıkıcı-dönüştürücü' mizah kurgusal bir boyunduruğun altında olmadan sergiliyor.


... tümü ...

bizi takip edin